CENGİZ İN VE TİMUR UN ORDUSUNUN ÖZELLİKLERİ

Cengiz'in büyük ordusu Asya'da o zamanın en mükemmel ve muntazam ordusu idi. Lakin Timur, Cengiz'in ordu teşkilatı esasına göre tanzim ettiği ordusunu daha mükemmel bir hale getirmiştir. Her iki Türk cihangirinin askerî teşkilatı, sevk ve strateji usulleri, ordularında kullanılan silah ve donatım, doğu tarihçileri tarafından hayli ayrıntılarıyla kayıt ve hikâye olunduğu gibi, geçen asrın sonlarına doğru Rus Erkânıharbiye Tümen Komutanlarından General İvanın, uzun müddet Ona Asya ve steplerde dolaşarak ve tarihçilerin naklettiklerini toplayarak Cengiz ve Timur un ordularını ve savaş usullerini tespite çalışmıştır. Aşağıdaki bilgi, bu uzman General'in eserinden, özetinin özeti olmak üzere alınmıştır: Timur'un ordusu, yaya ve atlıdan mürekkepti. Yaya askerine uzak step seferlerinde at verilirdi. Atlı asker, hiç olmazsa bu askerin büyük bir kısmı gerektiğinde yaya savaşı yapacak şekilde talim ve terbiye görmüş bulunuyordu. Atlı, bilhassa çok ve dikkatli ok atma gereği ortaya çıkınca, atından inerdi. Atlı asker, alelade ve seçme süvarilerden toplanan iki kısma ayrılırdı. Seçme atlılar, daha iyi hazırlanmış ağır süvari kıtalarını, diğerleri hafif süvari kıtalarını teşkil ederlerdi. Bunlardan başka Han'ın muhafız süvarisi vardı ki donatımı çok mükemmel ve elbiseleri çok süslüydü. Bu temelli askerî sınıflarından başka, yardımcı sınıflar da vardı ki şunlardır: 1) Köprücü kıtaatı: Bunlar gemi ve kayık yapmakta, köprü kurmakta istihdam olunurdu. 2) Yunan ateşi atmakta kullanılan kıtalar. 3) Kuşatma aletlerini ve ateş atan makineleri imar ve kullanmakla uğraşan sanayi kıtaları. Bu alet ve makineler, Timur'un ordusunda çok mükemmel bir hale getirilebilmişti. Yunan ateşi almak için bir nevi bakır kazanlar (bugünkü havan toplarının ilkel şekli) kullanılırdı. Timur'un kale savaşlarından anlaşılıyor ki, kalelerin kuşatma ve zaptı için Yunanlıların ve Romalıların kullandığı usullerin hepsi, bu Türk Beyine tamamen malum idi. 4) Dağlarda hareket için Timur, dağlık memleketlerin ahalisinden toplanıp talim görmüş özel piyade askerleri tanzim etmişti ki bunlar, adeta bugünkü alpinist kıtalarının ilk şekli demektir. Cengiz' in ve Timur'un ordusu, 10 ve emsali miktarında fertlere bölünmüştü; yani kıtalar, 10, 100. 1000, 10 000 kişiden oluşuyordu. On bin kişilik kıtaya, ki bazen 12 000'e de ulaşırdı, "tümen" denilmekteydi. Bunların başında bugün Türk Cumhuriyeti ordusunda dahi kullandığımız unvanlara sahip kumandanlar, yani onbaşı, yüzbaşı ve binbaşılar bulunurdu. "Tümen"e kumanda eden zatın unvanı arapçadan alınmıştı: Emîr. Timur'un bu ordu teşkilatı bugüne kadar İran Devleti ordusunda da izlerini korumaktadır. Hafif süvariler, yani alelade atlı kıtaların savaş donatımı şu idi: Ok, yay, sadak, kılınç, testere, biz, iğne, ip, balta, 10 adet okbaşı, torba, tulum ve iki at; bunlardan başka her 18 kişinin bir de keçeden yapılmış çadırı vardı. Seçme süvariler yukarda sayılan eşyayı taşıdıklarından başka başlarına tulga, sırtlarına zırh giyerlerdi ve bunların çadırları beş kişilik idi. Hanın muhafız kıtaları ise bütün bu donatıma ilave olarak gürz (haıp topuzu) ve harp baltası da taşırlardı. Muhafız süvarilerin atlarının üstü kaplan postuyla örtülü idi. Binbaşılar ve emîrler, kıtalarında ihtiyat olarak külliyetli donatım ve levazım bulundururlardı; bunlar yük hayvanı, beygir ve develerle naklolunurdu. Piyadelerin kılınçları, yayları ve bir miktar okları vardı. Her savaştan önce süvari ve piyadenin yanında ne kadar ok bulunacağı emirlerle bildirilirdi. Yaya kıtalar, özellikle hafif piyadelerden ibaretti. Cengiz yasası, sefere çıkmadan ve savaşa başlamadan önce askerin yoklama edilerek sağlığı, donatımı, levazımı gözden geçirilmesini emrediyordu; Timur bu kanuna son derece riayet ederdi. Onbaşı, on nefer arasından dokuzun rızası ile nevima seçilirdi. Seçilmiş onbaşılar, yüzbaşı tarafından tasdik edilmedikçe tayin edilmiş sayılmazdı. Onbaşılar, kendi mangalarının noksanını tamamlamak için nefer alabilirlerdi. Binbaşılar, emirlerin veya prenslerin çocuklarından savaşta ustalık ve cesaretiyle kendini gösterenlerden tayin edilirdi. Her cüzütam kumandanının bir de yardımcısı vardı. Gerekirse kumandanın yerine geçerdi. Kıta amirlerinin otoritesi, cezalandırmakla temin olunmuştu. Her amir, kıtasının fertlerini uzaklaştırmak hakkına sahipti; fakat idam edemezdi. Timur, bedeni cezalardan hoşlanmazdı. Ve ordusunda her türlü cezayı yasaklamıştı. Der ki: "Şahsî nüfuz ve hükmünü, kamçı ve değneksiz icra edemeyen bir amir, amirlik sıfatına layık değildir..." Emre itaatsizlik, korkaklık ve disiplini bozmak suçları, Cengiz yasası gereğince cezalandırılırdı: korkağa kadın elbiseleri giydirilip, yüzüne düzgün ve allık sürülür ve bu kıyafetle bir eşeğin kuyruğuna bağlanarak asker arasında ve kalabalık yerlerde alayla dolaştırıhrdı. Onbaşılık ve yüzbaşılık rütbeleri her er için erişilebilecek derecelerdi; fakat binbaşı ve daha yukarı dereceler için ailevî asalet aranırdı. Bununla beraber asalet kaydı mutlak değildi. Asil olmadığı halde savaşta büyük yararlılık gösterenler de bu rütbelere yükselebilirdi. Maaş parayla ölçülmezdi; at fiyatıyla ölçülürdü. Onbaşı, erin on misli, lakin yüzbaşı onbaşının ancak iki misli maaş alırdı; binbaşıların maaşı yüzbaşıların üç misli idi. Buradan küçük zabitin o zamanlar ehemmiyet derecesi anlaşılabilir. Önemsiz suçlar için maaş kesilmesi ve azaltılması cezaları tatbik olunurdu. Timur ordusunda hizmetin derece ve önemine göre, resmî takdir ve sitayişler, maaş artırması, hediye ve ihsan, malî ganimet taksiminde hissenin artırılması, rütbe terfii, iftihar unvanları (mesela Bahadur) verilmesi gibi ödüller vardı. Bütün bir askerî kıta ödüle layık görülürse, ona davul ve sancak verilirdi. Timur'un ordusu, daimî ve muntazam ordu esasına dayanırdı. Ordu teşkilatı daimî idi ve değişmiyordu; belli bir disipline tâbi idi. Ordunun muhtelif kısımları belirli işaretlerle birbirinden ayrılıyordu; mesela her sü- vari kıtasının atlarının aynı renkten olması şarttı. Süvarinin iş göremediği yerlerde, dağlık ve ormanlık mıntıkalarda hareket piyadelere bırakılırdı; kalelerin kuşatılması piyadenin görevinden sayılırdı. Timur'un en çok kullandığı büyük cüzütam, 12 000 kişilik tümendir. Bir tümen strateji mıntıkasına girince muayyen şekilde bir savaş nizamı alırdı. Üç hatlı, üç kol üzerine kurulan bu savaş nizamı, bazen 400 (XX) ve daha fazlaya erişen pek büyük kıtalar için de, esas itibariyle değişmezdi. Doğu devletlerinin çoğunda birbirine pek benzeyen bu savaş nizamında Timur tarafından yapılan değişiklik, merkez kolunun yalnız ilerisinden bir süvari perdesiyle örtülerek birinci ve ikinci hatlarda açık bırakılması ve külliyetli ihtiyatın da bu açıklık arkasında toplanmasıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UDEMY NİN EN BAŞARILI VE ÜCRETSİZ KURSLARI

Evlenemiyorum !

TWİTCH DE BELA VARDIR ELANUR RAP DÜNYASININ YILDIZI