TEDAVİ

Adler bir yapıtında tedavi konusundaki yaklaşımını aşağıdaki biçimde açıklar (1930): "Bireysel psikolojide tedavinin özü, hastaya dayanışma gücünden yoksunluğunu ve bu noksanlığın çocukluk yıllarındaki uyumsuzluklardan kaynaklandığını gösterebilmektir. Tedavi süreci içindeki yaşantılar büyük önem taşır. Hasta, dayanışma gücünü terapistiyle olan ilişkisi içinde geliştirir. 'Eksiklik kompleksinin bir yanılgı ürünü olduğu açıklığa kavuşturulur. Yüreklilik ve iyimserlik canlandırılır. 'Yaşamın anlamının, yaşama gerekli anlamı verebilmek olduğu gerçeği kabul edilir." Ayrıntılı bir biçimde ele alındığında Adler'in tedavide uyguladığı temel ilkeler aşağıdaki biçimde özetlenebilir: 1) Çeşitli normaldışı davranışların düzeltilmesinde aynı yöntemler uygulanır. Bu yaklaşım, Adler'in "hastalıkların birleşikliği" ilkesinden kaynaklanır. Tüm davranış bozuklukları aynı genel gelişim doğrultusunu izlediğine göre, farklı bozukluklar arasındaki ayırıcı tanılar tedavi yönünden fazla önem taşımaz. 2) Adler, Freud'dan farklı olarak, hastayla terapist arasındaki sosyal ilişkiye önem verir. Üstelik bu ilişki, terapinin en can alıcı öğesi ve temel karakteristiğidir. İlişki süreci, terapistin, hastasının duygusal tepkilerini doğrudan gözlemleyebilmesine imkân sağlar. Dolayısıyla ilişkinin kendisi, terapinin sürdürülebilmesini ve hastada bazı değişikliklerin oluşumunu gerçekleştiren en önemli etmendir. Terapist, hastasının eksiklik duygularından arınmasını ve diğer insanlara rahatça yaklaşabilmesini bu ilişki aracılığıyla sağlayabilir. 3) Bireysel psikoloji ekolünde terapist, dikkatini hastanın öznel olarak gözlemlenebilen davranışlarına odaklaştırır. Onun olayları nasıl algıladığını, kendisini ve diğer insanları nasıl değerlendirdiğini, inançlarını, tasarılarını, amaçlarını ve duygusal sıkıntılarının niteliklerini araştırır. Bu amaçla, bir yandan kendisine anlatılan olayları değerlendirir, diğer yandan hastasının tedavi odasındaki duygusal tepkilerini, kendisini onun yerine koyarak, sezgi yoluyla ve iki yönlü anlamaya çalışır. Bireysel psikolojide tedavinin amaçlan aşağıdaki biçimde özetlenebilir (Ford ve Urban, 1967): 1) Kendini aşağılama ve küçük görme duygularının yoğunluğunu azaltmaya çalışmak. 2) Hastanın olayları algılama ve değerlendirme biçiminde o güne kadar edinmiş olduğu yanlış alışkanlıkları ortadan kaldırmak. 3) Hastanın davranışlarına yön veren abartılmış amaçlarında gerekli değişikliklerin oluşmasını sağlayarak, daha gerçekçi ve diğer insanlara da yararlı olabilecek amaçların geliştirilmesini sağlamak. 4) İnsanlara karşı sevecenlik geliştirmesini, gruplara katılmasını ve daha yapıcı ilişkiler kurabilmesini desteklemek. 5) Kişinin girişim deneyimlerini (etkinlik) ve toplum yapısı içinde eylemde bulunma çabalarını (yüreklilik) artırmasına yardıma olmak. Yukarıdaki amaçların tümü tedavi sürecinde aynı oranda önemli olmakla birlikte Adler, kişide "hastalığı" oluşturan temel etmenin "diğer insanlarla işbirliği ve dayanışma gücünün eksikliği" olduğu ve hastanın diğer insanlarla eşit düzeyde bir işbirliğine girebildiği oranda iyileşeceği görüşünü savunur (Ansbacher, 1956). Adler, bunları öğrenmenin hangi süreçler yoluyla gerçekleştirilebileceğini açıklamamış ve kuramındaki bu boşluk nedeniyle eleştirilmiştir. Aynı nedenle Adler, hastanın tedavideki gelişme sürecinde göstermesi beklenen tepkileri de sistemli bir biçimde incelememiştir. Bu konuda çeşitli yazılarında dağınık olarak yer alan bazı görüşler Ford ve Urban (1967) tarafından aşağıdaki biçimde derlenmiştir: 1) Hasta, her şeyden önce, davranışlarının değişmesi gereğini ve bu değişikliği tek başına gerçekleştiremeyeceğini fark etmiş olmalıdır. 2) Güçlüklerin çözümlenmesinde terapistle işbirliği yapmayı ve tedaviyi düzenli bir biçimde sürdürmeyi kabul etmelidir. Ancak, Adler'in yazılarında, tedavide kendisine düşen sorumluluğu üstlenmekte güçlük çeken hastalarla nasıl bir yöntem izlenebileceği konusuna hiç değinilmemiş olması önemli bir eksikliktir. 3) Tedavide öncelikle tartışılması ve çözümlenmesi gereken konuların ve sorunların seçimini yapma sorumluluğu hastaya aittir. Dolayısıyla hasta, tedavideki tartışmaların içeriği konusunda girişimde bulunmanın kendisine düşen bir görev olduğunu kabul etmelidir. 4) Hasta, tedavi içindeki ve dışındaki davranışlarının sorumluluğunu üstlenmelidir. İyi olabilme sorumluluğunun kendisine ait bir görev olduğu, hastaya tedavinin başında açıklanmalıdır. Terapist, ancak, hastanın davranışlarının nedenlerinin açıklanmasında ve yaptığı yanlışların anlaşılabilmesinde ona yardımcı olur. Buna karşılık hasta, yaşamındaki sorunlara çözüm bulma ve uygulama görevini kendisi üstlenir. Hasta bu sorumluluğu alamadığında, tedaviden de bir gelişme beklenemeyeceği gerektiğinde kendisine açıklanır. Eğer tedavi başarıyla sürdürülebiliyorsa, bunun gerçekleşmesinde temel katkının öncelikle hastaya ait olduğu kabul edilir. 5) Hasta, tedavi süresinde terapiste karşı güven geliştirebilmelidir. Başlangıçta pek çok hasta, incitilme ve küçük görülme kaygısından ötürü terapistle ilişkisinde kuşkulu ve ürkektir. Ne var ki, giderek, hastanın kendisini güven içinde hissedebilmesi ve terapistin kendisi üzerinde egemenlik kurmayacağına, hırpalamayacağına ve kendisinden yapamayacağı şeyleri beklemeyeceğine inanabilmesi gerekir. Terapist, hastanın her dilediğini özgürce tartışabileceği güvenilir bir insan olmalıdır. 6) Hasta, tedavi süresince terapistine karşı dostluk ve yakınlık geliştirebilmelidir. Böyle bir yakınlığın oluşması hastanın diğer ilişkileri üzerinde olumlu bir etki yapacağı gibi, sorunlarının çözümünde terapistle yapıcı bir işbirliği kurabilmesini sağlar. 7) Hasta, kendisinden kaçma ve olduğundan farklı bir insan olma çabalarının geçersizliğini görmelidir. Özellikle tedavinin başlangıç dönemlerinde, hasta, gerçeküstü amaçlara yönelik üstünlük çabalarını ve alışagelmiş olduğu tepki biçimlerini (koruyucularını) sürdürmekte direnir. Bu nedenle tedavide, konuları elinde olmadan saptırmaya çalışabilir, karşılaştığı güçlüklerde kendisini sürekli olarak haklı gösterecek biçimde yorumlar yapabilir, çözüm gerektiren bazı sorunlarını tartışmayı erteleyebilir ya da bunları konuşmaktan kaçınabilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenemiyorum !

Yanlış Kişiye Aşık Olmak

Twitch in Asi Lideri Baş verir Dost Satmaz Jahrein Kimdir ?