TEDAVİ UYGULAMASI

Analitik terapistler, uygulama yönünden, dinamik psikiyatri alanında çalışan diğer terapistlerden önemli bir ayrılık göstermezler. Jung ekolü her tür çalışma yaklaşımını kabul edebildiğinden, aşağıda verilen genellemeler tüm analitik terapistleri kapsamına almayabilir. Ortam: Terapist, bir klinikte, özel ofisinde ya da çoğu kez evinde çalışır. Hiçbir özel düzen gerekmez. Önemli olan yakınlıktır; hasta ve terapist için iki rahat koltuk yeterlidir. Terapist bir yazı masasının arkasında oturabilir, ancak hastasıyla yüz yüze olmalıdır. Terapist not alabilir ya da almayabilir. Gizlilik konusunda hastaya kesin güvence verilir. Hasta bu konuyu açmazsa, esasen durum böyle kabul edilmiş demektir. Eğer terapist, sonradan dinlemek amacıyla konuşmaları banda almak isterse, konu terapistle hasta arasında çözümlenir. Tedavinin yoğunluğu ve etkinliği buluşma sıklığına bağlı değildir. Bazen ayda bir kez görülen bir hastayla da derinliğine bir çalışma yapılabilir. Ancak çoğu terapist, hiç olmazsa başlangıçta, hastalarını haftada bir ya da iki kez görmeyi yeğler. Günümüzdeki genel eğilim haftada bir kez buluşma ve bu sayıyı zorunlu olmadıkça artırmama yönündedir. İlişki: İlk buluşmanın nasıl olması gerektiği konusunda farklı görüşler vardır. Kimi terapist doğrudan soruna dalmayı yeğler, kimi ilk anılardan başlayarak, hastanın yaşam dönemlerini ve duygusal gelişimini ayrıntılarıyla ve sistemli bir biçimde incelemeden sorunları ele almaz. Ama genellikle hastayla terapist, ilk buluşmalarını, daha çok birbirlerini üstü kapalı bir biçimde değerlendirmekle geçirirler. Anlamlı bir tedavi çalışması için, hastayla terapistin birbirlerinden hoşlanmaları ve karşılıklı saygı duymaları zorunludur. Hangi taraftan gelirse gelsin, başlangıçta antipati çok güçlüyse hastanın bir başka terapiste gitmesi önerilir. Çoğu kez, terapistin hastaya karşı geliştirdiği olumsuz duygular kendi yansımalarıdır ve bu duygular zamanla değişebilir. Ancak, hiçbir insan kusursuz olamayacağına ve kendi zayıf yönlerini kabul etmek iyi bir terapist olmanın başlıca niteliği olduğuna göre, terapistin, hastaya karşı geliştirdiği olumsuz duygulardan ötürü kendisini zorlamaması beklenir. Genel bir kural olarak, terapistin, kendi anne ya da babasını hatırlatan kişilerin tedavilerini üstlenmemesi gerekir. Çoğu kez, ilk buluşmayı izleyen günlerde terapist ve hastanın gördüğü rüyalar, birbirlerine karşı geliştirdikleri bilinçdışı tepkilere ışık tutar. Terapistle hasta arasındaki ilişki, terapistin izlediği belirli bir psikoloji okulunun ilkelerinden çok, bu iki insanın kişilik özellikleriyle belirlenir. Terapistler kişilik ve duygusal tepkiler yönünden farklılık gösterirler. Kimi mantığa yönelik ve kapalı, kimi sıcak ve duygusal, kimi daha konuşkan, kimi daha suskundur. Ancak, kişilik yapısı nasıl olursa olsun, terapistin, tedaviye katılım biçimini birlikte çalıştığı hastanın kendine özgü ihtiyaçlarına göre ayarlaması gerekir. Genellikle, tedavinin başlangıç dönemlerinde terapist daha çok dinler, fazla etkin değildir ve kendi duygularını hastasıyla pek paylaşmaz. Tedavideki işbirliği sonucu karşılıklı bir yakınlık gelişip, simgesel bir dostluk yerleştikçe, terapist kendisini daha çok ortaya koyar ve "tedavi eden ve edilen" ilişkisi, yerini daha eşit bir beraberliğe bırakır. Hasta Seçimi: Terapistin bazı tür hasta sorunlarını daha kolay benimsemesi ya da bazı türde sorunlarla ilgilenmekten hoşlanmaması, izlemekte olduğu kuramsal yoldan çok kendi kişisel yapısıyla ilişkilidir. Kimi terapist, örneğin alkoliklerle ya da intihar eğilimli kişilerle çalışmaktan hoşlanmaz; kimi ise silah taşıyan bir kişiyi tedaviye almak istemez. Bu tür seçimler, terapistin kendi sınırlarını anlayabilmesine yardımcı olur. Analitik psikolojinin yönelimi, terapisti, hangi durumlarda nasıl davranılacağı konusunda hiçbir kuram ve yönergeyle sınırlamaz. Her şey terapistin kişiliğine, durumu nasıl algıladığına ve hastasıyla olan ilişki biçimine bırakılır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenemiyorum !

Yanlış Kişiye Aşık Olmak

Twitch in Asi Lideri Baş verir Dost Satmaz Jahrein Kimdir ?