TARTIŞMA

Bireysel psikoloji, fenomenolojik tedavi yaklaşımının ilk örneğidir ve bu yönden günümüzde de önemini korumaktadır. Birçok diğer psikoterapi ekolü de insanın, yaşadığı olayları görebilmesi, üzerinde düşünebilmesi ve hissedebilmesi ilkesinden hareket eder. Ancak, Adler bu konuda aşırı bir genellemeye giderek, yalnızca "öznel" olaylara önem tanımış, nesnel olarak gözlemlenebilen olguları inceleme dışı bırakmıştır. Oysa, davranışların tümü insanın olayları nasıl gördüğüne göre değerlendirilemez; bazı davranışların oluşumu, doğrudan çevresel uyaranlar tarafından belirlenir. Adler'in en önemli katkılarından biri, insan davranışında büyük önem taşıyan bir olguya, amaca yönelik davranışlara dikkati çekmiş olmasıdır. Tüm davranışların çevresel olayların ya da içsel gerilimlerin ürünü olduğu biçimindeki görüşlere karşı çıkan Adler, insanın gelecek olaylara (amaçlara) yönelik düşünceleri üzerinde durmuştur (Ford ve Urban, 1967). Fenomenolojik açıdan bakıldığında, insanın gelecekte yapmayı tasarladığı davranışların olası sonuçları üzerinde düşündüğü ve davranışlarının seçimini bu beklentilere göre yaptığı açıkça görülebilir. Adler'in geliştirdiği bir diğer önemli kavram olan yetersizlik duyguları ve üstünlük çabalarının, uç örnekleri yansıtan aşırı bir genelleme olduğu düşünülebilir. Çünkü, birçok insan bu tür duyguları yaşamaksızın günlük yaşamlarını sürdürebilmektedir. Yeterince açıklanmamış bir diğer kavram da, toplumsal ilgidir. Toplumsal ilgi, insan ilişkilerindeki düşünce, duygu ve eylemlerin tümünü mü içermektedir? Eğer bunlardan yalnızca biri, örneğin duygular söz konusu ise, hangi duygular bu kavramın kapsamına girmektedir? Adler'in, büyüklere ait özellikleri çocuklar için de geçerli saydığı söylenebilir. Yetişkin insanların kendileri ve çevresindeki insanlar hakkında eksiklik-üstünlük yargıları geliştirdikleri kuşku götürmez bir gerçek olmakla birlikte, bu duyguları küçük bir çocuğun da benzer biçimde yaşadığım varsayabilmek için, çocuğun oldukça karmaşık ve gelişmiş algısal yeteneklere sahip olduğunu kabul etmek gerekir (Ford ve Urban, 1967). Tüm bu eleştirilebilir yönlerine ve uzun süre gereken önemin verilmemiş olmasına karşın, bireysel psikoloji yetmişli yıllardan bu yana giderek gelişmeye ve tekrar saygınlık kazanmaya başlamıştır. Adlerci derneklerin, aile eğitim merkezlerinin, çalışma gruplarının ve bireysel psikoloji alanında yapılan araştırmaların sayısı giderek artmaktadır. Adler'in etkileri, ego psikologlarının, neo-Freudcuların, varoluşçuların, insana yaklaşımlı psikoterapi ekollerinin çalışmalarında sıklıkla gözlemlenebilir. Bazı Adlercilerin dediği gibi (Mosak ve Dreikurs, 1973), "Alfred Adler'in düşünce ve gözlemlerinin çoğu, sessiz ve fark edilmeden, çağdaş psikiyatrik düşünceye öylesi mal olmuştur ki, artık bir kişinin Adlerci olduğu ya da olmadığı değil, ne oranda Adlerci olduğu tartışılabilir."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenemiyorum !

Yanlış Kişiye Aşık Olmak

Twitch in Asi Lideri Baş verir Dost Satmaz Jahrein Kimdir ?