PARASIZLIK

AH BU PARASIZLIK MAHVEDER ADAMI

Hayat parasız olunca öyle sıkıcı ki sıkıcılık seviyesini şöyle anlatayım. Hani evde kalmış kızların monoton hayatına dikkat çeken ürün reklamları olur ya aynen öyle. İnsan olmanın da zorlukları var, kuş olmayı daha çok isterdim bilader, istediğin yere uçuyorsun, ohh ne güzel ! kuş olsaydım kimseyle muhatap olmazdım, gönlünce uç ! Git gidebildiğin yere ! Sabah Paris, akşam New York ! Kralsın be oğlum... Diyeceksiniz ki ama kuş beyinli olacaktın. Sevgili kardeşlerim, hem insan, hem kuş beyinli olmak daha zor. Bu cümleyi geçmişte yaptığım önüne geçilmez hatalara güvenerek kuruyorum. Bana güvenin. Sonra MSDOS ta bir şeyler karalıyorum, hayatım gibi karanlık bir ekran yapısı var. Bu kadar da dibe düşmeyin canım, ne demek hayatım gibi karanlık ? Bu kötü ruh halinden kurtul çabuk! Çabuk çık oradan ! İnternette bazı insanlar görüyorum profil resimlerini evde çekinmişler. Yahu bir gez, dolaş yada aşağıya in, evde foto ne demek ? Lan bir çık gez, bir parkta filan çekil bari... Herifin bütün resimleri evin içinde çekilmiş, bu gereksiz konuya nerden girdim ? Onlara da kızıyorum, kameran var çık dışarı orada istediğin gibi resim çek Çek Mustafa çek, çek Mustafam çek, senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek ? Tanımlanmayanlar için "şey" sözcüğünü kullanıyoruz ya şey aslında harika bir yapı, dilimize kim kazandırdıysa çok minnettarım o kişiye. Karaktersiz insanları da tanımlarsın, küfürle anlatılacak şeyleri de. Bak şeyi bile şeyle tanımladım, gerçekten harika bir yapı. Bir arkadaş anlattı; şey kelimesinin çıkışını da bizim müslüman bilim adamları bulmuş. Müslüman bilim adamları, denklemlerde bilinmeyen yerine şey kelimesini kullanırmış. Daha sonra avrupalıların bilimde çok daha ilerlemesi üzerine arapça olan matematik kaynaklarındaki şey kelimesi önce xey daha sonra ise sadece x şeklinde kullanılmış. Bu bilginin doğruluğunu araştırmadım ama güzel geldi. İlerde bir matematikçiyle konuşunca soracam bu konuyu, internete güvenmiyorum, çok yalan yanlış bilgiler var. Neye güveneceksin bilmiyorsun Sonra türkü açıyorsun hep turna, hep yar eee tabi yok o zamanlar whatsapp, facebook filan, aşk acısı daha bir acı. Şimdi hiç değilse stalker modunda yaşıyorsun ama o zamanlar, at var, araba yok, bir mektubun gitmesi aylar sürüyor. Bak konusu açılmışken Kafka'nın Milena'ya mektuplar isimli eserini okuyun ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Turnam selam söyle yare filan tamam teknoloji filan yoktu ama canlılar iyiydi, insanlar iyiydi, hayvanlar iyiydi, turna da iyi bir kuş türüydü. Şimdi göçmen kuşlar, kuş gribi getirmekle mükellef oldular. Her şey çok bozuldu ya aslında ne nereye doğru gidiyor bilemiyorsun. Neler oluyor? İnsanlık beğenmediklerini beğeniyor mu? anlam veremiyorum. Lise yıllarımda babam sağolsun, 6600 almıştı. 2005 gibiydi yanlış hatırlamıyorsam, o telefonu kullandığım için bana takoz dediler. Bildiğin lakap taktılar ya sırf o telefona sahip olduğum için bana takoz dediler. Tenefüste filan ardımdan takoz diye bağırıp rezil ederlerdi beni. Lisedeyim ve takoz lakabına sahip bir erkeği hangi kız ister ? Üzüldüm, üzülmedim değil iyi ki başka şeyler demediler. Çünkü o sıra skandal videolar çıkmıştı ve 6600 la özdeşleşmişti. 90 nesli, ne demek istediğimi iyi bilir. Sonra telefonu değiştirmek için harekete geçtim. 2006 da samsunga çıktım! Sonra ne mi oldu ? Millet takoz deyip aşağıladığı telefonlardan daha büyüğünü alabilmek için yarıştı. Artık büyüklük önemliydi. Peki soruyorum benim ve 6600 ın ne suçu vardı ? Niye kullandırtmadınız lan bana o güzel telefonu ? Niye bana takoz diye lakap taktınız lan Allah'sızlar ? Niye üzdünüz lan beni ? 6600 dan daha büyük telefonlar alıp övündünüz, birbirinizle yarıştınız! Küçük telefonlarınızla niye 6600 ı küçümsediniz lan? Hepinizden hesap sorulacak ! 6600 ın ruhu peşinizi bırakmayacak. Evet daha dün dalga geçtikleri şeylere ulaşmak için bugün birbirlerini eziyorlar Cebe sığmaz ya telefon, "öyle büyük telefon mu olur" diyordunuz 6600 için lan ! Şimdi o bilmem kaç inçlik telefonlarınızı nereye sığdırıyorsunuz ? Söyleyecek sözünüz yoksa utanın ! Konuşmayın benle, Yürü git lan ! Kapitalizm ne yapıyor, ne ediyor, başarıyor. En basit tanımıyla şekerli suyu bile "hayatın tadı" sloganıyla hayatımıza kattılar. Fazla cola içmeyen ben, askerde çok cola içtim, nasıl mı oldu ? Askerlik yaptığım yerde 2 tane su otomatı varsa 6 tane cola otomatı vardı. Su otomatının içinde 40 tane su varsa, cola otomatında bu sayı 80 di. Sigarayı da askeriyede arttırdım Askerlik çok farklı bir şey ya elin boşta kaldı mı yakıyosun. Su bulamayınca da colaya sarıldı millet e kolay değil, güneşin altında saatlerce yürüyüş kararı saymak. Kapitalizm işini biliyor yeminle, yeminle işini biliyor adamlar. Birde demezler mi "bu kampanya stoklarla sınırlıdır" diye Çabuk gel, paranı öde, ürünü al, defol git demek bu. Standart bir yalandır ama en zirvesi sonu 99 la biten rakamlardır. Hiç o 1 kuruşu alan var mı ? Yok 4.99 sadece 5.99 sadece 179.99 o 99, insana kendini gayet iyi hissettiriyor sonra kapital arkadaşların taktikleri bunlarla bitmiyor. Tükenmez kalem, dolma kalem, basmalı kalem ve kurşun kalem, kalem seni parça parça kırarım! Demiş aşık, işi biliyorlar, stres çarkı diye bir şey çıktı, milyon mu sattı milyar mı bilemem. Tek bildiğim o basit düzenekle, banka hesaplarını doldurdular. Bu kısımda, yani kitabın bu kısmını belediye otobüsündeyken yazdım. Son durağa yaklaşırken, kolumu oynatacak bir boşluk buldum. İyi ki belediye otobüsleri var yoksa dolmuş olsa, ne yapar eder dolmuşçu arkadaş o boşluğu da doldururdu. Dolmuşçuların harika bir tetris yetenekleri olduğunu düşünüyorum. Uzun çubuğa gerek kalmadan, s lere rağmen çok güzel bir şekilde dolduruyorlar. Almanya, Fransa, İtalya da yaşayanlar beni anlamayabilirler "Welcome to Turkey !" diyorum. İş gereği Japonya ya gidip Japonların, İngilizce konuşamamasını dert eden Amerikalılar gibi olabilirsiniz. Size anlatılanlar başınıza geldiğinde aşk filmlerinin sonundaki sarılma sahnesi gibi anlam kazanır her şey, silip atmak gerekiyor tabi, takılı kalmak olmaz, takılı kalırsan, takıntılı olursun. Size ağırlık veren her şeyden kurtulun. Askere gitmeden önce 112 kiloydum şimdi 101 kiloyum yine kiloluyum ama kendimi öyle iyi hissediyorum ki anlatamam. Ağırlık veren her şeyi silin atın, çıkarın hayatınızdan! Az insan, az yemek, az uyku evet güzel slogan, insanın fazlası da sıkıntı veriyor, yemeğin fazlası da... Önceden arkadaş canlısıydım, insanları tanıya tanıya soğudum, seçici davranıyorum. Örnek vereyim çalıştığım yerde güzel bir kız var, karakteri de düzgün, tam aranan kan niteliğinde, konuşuyorsun, anlaşıyorsun, espriler havada uçuşuyor filan derken iş arkadaşın ben x i seviyorum diyor, "kanka seviyorum diyor" o an şöyle diyorsun "seni tanıdığım güne lanet olsun" kimseyle hemen samimi olmayın, hemen benimsemeyin, tanıyın, iki satırlık adamları musallat etmeyin ömrünüze demiş sıla, güzel nasihat. Ağırlık veren, sıkan şeylerden kurtulun, uzaklaşın, en güzeli bu. Yukardaki örnek gibi çok örnek veririm. İnsan demek dert demektir. Gelir borç ister, sonra birde duygu sömürüsü yapar, ne biçim arkadaşsın diye çıkışır, yahu parayı benle mi kazandın ? En basiti sigaranıza musallat olur. En güzeli mesafeyi her zaman korumak başka türlü olmuyor. Güvendiğiniz insanlar öyle şeyler yapar ki vereceğiniz en basit tepki aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa olur. A lar uzar gider, insan dert demek ya sözlükteki karşılığı bu, canlıların en üstünü konumundayken en rezili olmak için çabalıyorlar, çıtayı arşa çıkardılar şimdi galaksilere ulaşma niyetindeler. İnsan kalmadı be azizim pek, bulamıyorsun gönlüne göre, buldum sanıyorsun o da olmuyor. Yazarın iletişim adresi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenemiyorum !

Yanlış Kişiye Aşık Olmak

Twitch in Asi Lideri Baş verir Dost Satmaz Jahrein Kimdir ?