KİŞİLİĞİN İŞLEYİŞ İLKELERİ

Jung'un tanımlamış olduğu kişilik bölümleri birbirleriyle sürekli etkileşim durumundadır. Bu etkileşimler üç ayrı biçimde oluşurlar. Bir bölüm diğer bir bölümün güçsüzlüğünü ödünleyebilir, bir bölüm diğerine karşı çıkabilir ve iki ya da daha fazla sayıda bölümler birleşerek bir bütün durumuna gelebilir. Ödünleme, içe dönüklükle dışa dönüklük arasındaki ilişkide görülebilir. Eğer dışa dönüklük bilinç düzeyinde egemenlik kurmuşsa, bilinçdışı bölgesi de içe dönüklüğün gelişimine imkân tanır. Böylece, dışa dönük davranışlar gösteren bir insanın rüyaları içe dönük bir nitelik taşırlar. Yine bundan ötürü, bir insanda dışa dönük bir dönemi genellikle içe dönük bir dönem izler. Bir başka deyişle, bilinçdışı, kişilik sistemindeki zayıflıkları sürekli ödünlemeye çalışır. Karşı çıkma biçimindeki etkileşimler, personayla gölge, gölgeyle anima, personayla anima ve kişiliğin diğer bölümleri arasında görülebilir. İçe dönüklük dışa dönüklüğe ya da düşünceler duygulara karşı çıkarlar. Bunun gibi ego da, bilinçdışının istekleriyle toplumun yönelttiği istekler arasında karşılıklı fırlatılan bir oyun topu gibi sürekli gider gelir. Psişenin mantıklı ve mantık dışı güçleri arasındaki çatışmalar da hiçbir zaman son bulmaz. Çalışma yaşamın sürekli var olan bir parçasıdır. Önemli olan, bu çatışmaların kişilik üzerinde oluşturduğu etkidir. Bu çatışmalara dayanma gücünü gösteremeyen kişinin sonu nevroz ya da psikozdur. Buna karşılık, gerekli dayanıklılığı gösterebilen insanlar bu çatışmaları, yaratıcı bir güç kaynağı ve davranışlarına canlılık katan bir ego olarak kullanabilirler. Psişenin Dinamiği Jung psişeyi, "oldukça kapalı bir sistem" olarak tanımlamıştır. Bir başka deyişle, psişe kendi içeriğiyle işleyen bir enerji sistemidir. Gerçi psişe dış kaynaklardan, örneğin bedenden enerji alırsa da, alınan enerji derhal psişedeki enerji sisteminin bir parçası durumuna gelir ve dış güçler tarafından etkilenmez. Dolayısıyla psişenin yüzeyi, yalnızca dıştan içe olmak üzere tek yönlü bir geçirgenlik gösterir. Psişe, kurumaması için sürekli su verilmesi gereken bir havuza benzer. Dış kaynaklı enerjiyi, dokunduğumuz, gördüğümüz, işittiğimiz ya da hissettiğimiz şeylerden sağlar. Bundan ötürü, psişe sistemi sürekli bir uyarılma ve değişme durumundadır, kusursuz bir dengeyi hiçbir zaman sağlayamaz. Dış çevreden ve bedenden kaynaklanan uyaranlar, enerjinin sürekli dağıtımını ve yer değiştirmesini gerektirir. Psişe, tümden kapalı bir sistem olmadığı için, değişmez bir dengeye ulaşabilmesi de imkânsızdır. Jung, bir insanın karşılaşabileceği her olası duruma karşı hazırlıklı olabileceğini düşünmenin çılgınlık olduğunu söyler. Yeni yaşantılar, sürekli olarak psişeye dolar ve dengesini bozarlar. Bundan ötürü Jung, insanın arada bir dünyadan çekilerek dengesini toplamaya çalışmasını önermiştir. Normal dışı nitelik taşıyan bir diğer yöntem de, içe yöneliklik ya da katatoni diye bilinen olgudur. Katatonik kişi her türlü uyarana karşı duyarsızdır. Öte yandan, insan yeniliğe ve uyarılmaya da gerek duyar. Bir insanın yaşamı tek düzeleştiğinde, dış dünyadan gelen uyaranlar canlılığını koruyabilmesini sağlar. Kişiliğin çalışmasını sağlayan enerjiye ruhsal enerji denir. Bu enerji, Freud'un cinsel kökenli libidosundan farklıdır. Jung'un tanımladığı ruhsal enerji, açlık, susuzluk, cinsellik ya da duyguların doyurulmasıyla sağlanır, bilinç düzeyinde ise istek ve istem biçiminde belirlenir. Psişe sürekli çalışır. Uykuda bile rüya üreterek etkinliğini sürdürür. Çoğu zaman, ruhsal etkinlikler bilincinde olduğumuz etkinliklerle özdeşleştirildiğinden, ruhsal etkinliğin sürekliliğinden söz edilmesi yadırganabilir. Ne var ki, psişenin etkinliklerinin tümünün farkında olmayabiliriz; örneğin, gördüğümüz rüyaların pek azını hatırlarız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenemiyorum !

Yanlış Kişiye Aşık Olmak

Twitch in Asi Lideri Baş verir Dost Satmaz Jahrein Kimdir ?