FİKİR

İnsan cemiyetlerinin tarih devirlerine girmeden evvel, insanların 500 000 sene süren gelişme devirlerinde dimağlarında neler cereyan etmiş olabileceğinden bir nebze bahsetmek faydalı olur. Bu uzak zamanlarda, insan kendisi ve çevresi hakkında ne düşünüyordu? İnsan, önce ancak duygularına doğrudan doğruya temas eden şeylerle ilgileniyordu. Lisan bir derece gelişmeye varıncaya kadar, insanın fikri bu daire dışına çıkamadı. Fikri tespit eden ve gittikçe daha bileşik fikirlere doğru yükselmeyi kolaylaştıran lisandır. İlkel insan, nereden geldiğini, niçin yaşadığını düşünmek ihtiyacını hiç hissetmiyordu. İlkel insanlar, hemen adeta her şeyden korkuyordu; şüphesiz bu korktuğu şeyleri rüyasında da görüyordu. Bunlarda birtakım kudretler hayal ediyor ve kudretleri tatmine gayret ediyordu. Canlı ve cansız şeyler arasında açık bir ayrım yapmıyordu. Mesela, cansız bile olsa herhangi bir şey kendisini yaralarsa, ona ayağıyla vuruyordu. Bir nehir fazlalaşır veya taşarsa, kendisine hasım olduğuna inanıyordu. Bir fikirden diğer bir fikre geçmesi anlaşılmaz ve mantıksız bir haldeydi. Eski taş devri sonundaki insanların bıraktığı resimler, bu insanların güneşe, aya, yıldızlara veyahut ağaçlara dikkat yönelttiklerini gösteriyor. Bu insanlarda henüz dinî fikir ve kanaatten eser yoktu. Onlar kendi rüyalarıyla heyecana geliyorlardı. Hakikatin kendilerinde uyandırdığı suretlerle bu rüyalar karışarak garip bir kapalılık meydana getiriyordu. Faraza, ölülerini gömmelerinden ve yanlarına erzak ve silah bırakmalarından, bu insanların gelecek bir hayata inandıkları sonucu çıkarılacağı gibi, ölenlerin gerçekte ölmediklerini sandıklarına da hükmetmek mümkündür. Ölüleri rüyada görmeleri bu son fikri kuvvetlendiriyordu. Bu fikir, ölüleri bir nevi cadı haline sokuyor ve onlarla uzlaşmak, gazaplarını tahrik etmemek çarelerine yönelmeyi gerektiriyordu. İlkel insanların, babalardan, büyükbabalardan, korktukları anlaşılıyor. Çocuklar bu, ata korkusu içinde büyürlerdi. Ataya ait eşyaya, mesela onun mızrağına dokunmak, oturduğu yere oturmak yasaktı. Ata, bütün aile efradının efendisi, hâkimi idi. Aile gençlerinin bu ata korkusunu, ataya hürmet ve itibar göstermek gereğini analar devamlı olarak telkin ederlerdi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenemiyorum !

UDEMY NİN EN BAŞARILI VE ÜCRETSİZ KURSLARI

Yanlış Kişiye Aşık Olmak