DEĞERLER

Değer, belirli bir ruhsal öğeye bağlanmış olan enerji miktarıyla ölçülür. Fazla değer verilmiş olan bir düşünce ya da duygu, kişinin davranışlarını önemli oranda etkileyici bir güce sahip olur. Örneğin, eğer bir insan güzelliğe değer veriyorsa, güzelliği aramak, güzel eşyalar edinmek, güzellikleri görebilmek amacıyla gezilere çıkmak ve üstelik yetenekliyse güzel sanat yapıtları yaratabilmek için büyük miktarlarda enerji harcar. Öte yandan, güç kazanmaya değer veren bir başkası estetik zevkleri için çok az enerji harcar, enerjisinin çoğunu kendisine güç kazandıracak etkinliklerde kullanır. Bir ruhsal öğeye yatırılan enerjinin kesin değerini belirlemek mümkün değildir. Ruhsal değerlerimizin güçlerini, ancak onları kıyaslayarak kestirebiliriz. Kendimize, parayı mı, dostluğu mu, ya da güzelliği mi, güçlülüğü mü yeğlediğimizi sorabiliriz. Başka insanların değerlerini de yaptığımız gözlemlerle yaklaşık olarak belirleyebiliriz. Çoğu kez, rüyalarımıza egemen olan konular değer verdiğimiz öğeleri bize açıklar. Ne var ki, yukarıda belirtilen gözleme dayalı yöntemlerle yalnızca bilinçli değerler belirlenebilir. Bilinçdışı bölgeler gözleme elverişli olmadığından, bilinçdışı değerleri ölçebilmek için başka yöntemlerin uygulanması gerekir. Bu yöntemlerden biri, komplekslerin gücünün belirlenmesini içerir. Bir kompleksi oluşturan öğelerin sayısı, onun gücünü belirler. Örneğin bir insanın lider olma kompleksi, bu kompleksinin çekirdeği çevresinde türlü yaşantıların toplanmasıyla oluşur. Bu topluluk, güçlü kişilerle özdeşleşme, başkalarının kaçındığı sorumlulukları üstlenme, diğer insanların onayladığı ve kabul ettiği kararlar alma, çevrede saygınlık ve hayranlık uyandırma vb. yaşantıları içerebilir. Her yeni deneyim ve yaşantı, lider olma kompleksine özümsenir ve böylece, giderek güçlenen bir kompleks oluşur. Jung, bir kompleksin gücünü anlayabilmek için üç yöntem önerir: 1) Doğrudan Gözlem ve Analitik Çıkarsamalar: Bir kompleksin özellikleri her zaman bilinç düzeyinde ortaya çıkmayabilir. Rüyalarda ya da günlük yaşamda, maskelenmiş biçimlerde görünebilirler. Bir kompleksin değerini ölçebilmek için davranışlardaki bazı dolaylı verilere dikkat etmek gerekir. Analitik çıkarsama, bu verilerin gerçek anlamlarını kestirebilmeyi içerir. Örneğin bir insan, ilişkilerinde sürekli boyun eğici ve ödün verici görünebilir. Ancak dikkat edildiğinde, bu tutumuna karşın çevresindekilere her istediğini yaptırabildiği de gözlemlenir. Sürekli olarak gösterdiği "Bana aldırmayın" tutumu kendisiyle ilgilenilmesini sağlayabilir. Kendisini aile halkına feda ederek ve didinerek bitkin düşen bir anne, çevresindeki herkesin kendisine hizmet etmesini bekleyebilir. Çevresindekileri üstü kapalı bir biçimde denetimi altına alan (güç kazanma kompleksi) böyle bir kişiyi kimse kıramaz, çünkü öylesi fedakâr ve verici bir insandır ki! 2) Kompleks Belirtileri: Herhangi bir davranış bozukluğu bir kompleks belirtisi olabilir. Bir adam, kârısına seslenirken ağzından yanlışlıkla annesinin adı çıkarsa, böyle bir durum eşini de kendi anne kompleksine özümsemiş olduğu anlamına gelebilir. Bastırılan anılar, çok iyi bilindiği halde bir türlü anımsanamayan isimler ve sözcükler, bunların bilinçdışı bir kompleksle ilişkili olduğunu belirler. Belirli bir durum karşısında gösterilen aşırı bir duygusal tepki, bu durumun bir kompleksle bağlantısı olduğunu gösterir. Aşırı ödünlenmiş bir kompleksi fark etmek güç olabilir. Bu gibi durumlarda "gerçek" kompleksin çekirdeği, "maskeleyici" bir kompleksin enerjisiyle örtülüdür. Örneğin, erkekliğine ilişkin kaygıları olan biri, aşırı erkeksi tutumlar sergileyerek ve kadınsı saydığı her şeyi reddederek, bu eksikliğini abartılı biçimde ödünleyebilir. Böyle biri kadınsı erkekleri küçümser; çünkü ona kapatmaya çalıştığı eksikliğini hatırlatırlar. 3) Duygusal Tepkiler: Abartılmış duygusal tepkilerin bir kompleks belirtisi olabileceğinden daha önce de söz edilmişti. Duygusal tepkileri laboratuvarda da incelemiş ve sözcük çağrışım testi uygulamalarında, deneklerin nabız hızını, solunum düzensizliklerini ve duygusal terlemenin derideki elektrik geçirgenliğinde oluşturduğu değişiklikleri ölçmüştü. Belirli bir sözcük verildiğinde bu değişmelerden birinin gözlemlenmesi, bir kompleksin olası belirtisi sayılıyordu. Bundan sonra, bu sözcükle aynı kategoride olan diğer sözcükler de verilerek benzer duygusal tepkilerin ortaya çıkıp çıkmadığı araştırılıyordu. 4) Sezgi: Jung, yukarıda sayılan türlü yöntemlerin yanı sıra bir kompleksin varlığını saptamak için bir başka yolun da kullanılabileceğinden söz eder. Gerçekte bir insanda var olan ve sezgi denilen bu yetenek bazı insanlarda diğerlerine oranla daha fazla gelişmiştir. Yoğun ilişki durumunda olan iki insan, kısa bir süre şonra birbirlerinin egemen komplekslerini kolayca fark edebilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlenemiyorum !

Yanlış Kişiye Aşık Olmak

Twitch in Asi Lideri Baş verir Dost Satmaz Jahrein Kimdir ?